Geçtiğimiz günlerde Organize Sanayi Bölgesindeki bir fabrikada çıkan yangını haberleştirmek amacıyla fabrika önüne gelen DHA muhabiri Hakan Uzer, Show TV muhabiri Ali Uzer ve Gençgazete Yazı İşleri Müdürü Önder Duran’a, fabrikadaki görevliler saldırmış hatta ağır hakaretler ve küfürlerde bulunmuştu. İnegöl Gazeteciler Cemiyeti ve Yeni Gazeteciler Derneği yönetimi, fabrika yetkililerinin saldırılarını ve hakaretlerini kınayan açıklamalarda bulundu. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hanefi Yıldırım yaptığı açıklamada: “Geçtiğimiz Cuma günü saat 14.00 sıralarında merkezi İzmit’te bulunan ve 2 ay önce İnegöl Organize Sanayi Bölgesi 4. cadde üzerinde faaliyete başlayan MDF ve parke üretimi yapan bir fabrikada yangın çıktı. Öncelikle firma yetkililerine geçmiş olsun diyor, yüce Allah’tan benzeri kazalardan ve afetlerden ilçemizi ve insanımızı korumasını diliyoruz. Görevi kamuoyunu bilgilendirmek olan gazeteci arkadaşlarımız, görevini yapmak için gittikleri yangın mahallinde firma yetkilileri ve çalışanlarının engeli ile karşılaştılar. Yangını söndürme çalışmalarını görüntülemek isteyen gazeteci arkadaşlarımızın engellenmesi, tehditler savrularak gözdağı verilmesi ve hatta daha da ileri gidilerek bazı gazeteci arkadaşlarımızın tartaklanması bizleri son derece üzmüştür. Birkaç kare görüntü almak ve bu üzücü olayı kamuoyuna duyurmak için orada bulunan basın mensuplarına yapılan bu haksız saldırıya bir anlam veremediğimizi belirtirken; olaya sebebiyet veren ve gazeteci arkadaşlarımızın görevini yapmasına engel olan, hakaret eden ve hatta tartaklayanları şiddetle kınıyoruz. Vatandaşları bilgilendirmekten başka amaç taşımayan gazeteci arkadaşlarımıza yönelik bu tür üzücü ve kaba hareketlerin bir daha tekrar edilmemesini önemle hatırlatıyoruz. Gazeteci arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyor, bu tür olayların basın mensuplarının çalışma, azim ve isteklerini kırmayacağını kamuoyunun bilmesinde de fayda münazaa ediyoruz.” dedi.

“TEPKİSİZ KALAMAYIZ”

Yeni Gazeteciler Derneği Başkanı Yahya Balakuş ise saldırıya maruz kalan 3 gazeteci ve ilçemizdeki bu tür olaylarda mağdur olan diğer gazetecilerin sadece görevlerini yerine getirmek isterken böyle bir saldırıya uğramalarını kınadığını belirterek, şunları söyledi: “Organize Sanayi Bölgesinde geçtiğimiz günlerde meydana gelen bir fabrika yangınında görevini yapmaya çalışan vefakâr ve cefakâr gazeteciler DHA muhabiri Hakan Uzer, Show TV muhabiri Ali Uzer ve Genç Gazete Yazı İşleri Müdürü Önder Duran’a yapılan saldırıyı esefle kınıyoruz. Amaçları sadece İnegöl’e hizmet etmek olan, İnegöl’de olan biteni kamuoyuna duyurmak için canını dişine takan bu değerli meslektaşlarımıza yapılan saldırı, tüm basın camiasına yapılmış bir saldırıdır. Yeri geldiğinde resimlere ve olay yerine şahit olmak için yazı ve görüntülere ihtiyaç duyan, sigortadan para alabilmek için olay yeri görüntülerini isteyen ve bunları delil olarak kullanan bu kişiler, ihtiyaçları olduğunda gazetecilerin büyük olduğunu söylüyor. Böyle durumlarda ise bu şekilde saldırıya uğramamıza tepkisiz kalamayız. Yaptığınız güzel işleri anlatmak için sizlerin yanında bulunan, yeri geldiğinde yağmur çamur demeden saatlerce sizleri bekleyen, sizleri ön plana çıkarmak için yazı yazarken, görüntü çekerken özveri içinde hiçbir çıkarı olmadığı halde yalnız işini yapan bu insanlara; iş tersine dönünce böyle üzücü olayları yapmaya kimsenin hakkı yoktur.”

“AĞIR HAKARETLER EDİLDİ”

Show TV muhabiri Ali Uzer ise yaşadıklarını şöyle aktardı: “Yangını öğrendiğimizde olay yerine çok kısa sürede ulaştık. Hatta gitmeden önce de fabrikaya yaklaştığımızda içimiz burkuldu çünkü orada bir milli servet var, orada insanlar var, çalışan insanların emeği var. Yangınlar bizi çok üzer. Olay yerine gittik, kayda başladık. İtfaiye araçları geldi, yangını söndürmeye başladılar. O esnada fabrika yetkililerinden birkaç kişi bizi uyardı. Bu arada küfür ve hakaret de ettiler. Biz de tamam dedik, çekim yapmayalım daha geri çıkalım. Fabrikanın yakınından yolun üzerine kadar geriledik. O esnada ben ekibimle birlikte daha yüksekten görüntü almak için kepçenin üzerine çıktığım esnada fabrikanın buradaki temsilcisi olduğunu öğrendiğimiz Hasan Karadeniz isimli beyefendi, DHA muhabirliğini yapan kardeşim Hakan Uzer’e saldırdı. Bunu tabi daha önce yaşadığımız için, bir şekilde darbe alıyoruz, canımız yanıyor, kameralarımız kırılıyor, o yüzden ben de müdahale ettim ne yapıyorsun sen dedim. Sonuçta biz gazeteciyiz, işimizi yapıyoruz ve onların bölgesinde de değiliz. Onlara her hangi bir sıkıntı vermiyoruz ve yangından da mutluluk duymuyoruz açıkçası. Fabrika yetkilisi Hasan Karadeniz bizi ittirip kaktırmaya başladı, ağzından hakaret dolu sözler çıkmaya başladı. O sırada kameramı tutup batarya takılan bölümünü kırdı. Ondan sonra biz tekrar kayda devam ettik ve olay böyle gelişti. Daha sonra öğrendik ki Genç Gazete’deki arkadaşımız Önder Duran olayın sıcaklığıyla farkına varmadan fabrikanın içerisine girmiş. Sonuçta gazetecidir, sıcak bir olaydır ve girmiştir. Burada çekim yapamazsın, lütfen dışarı çıkın dersiniz, olması gereken budur. Arkadaşımızı bayağı ciddi tartaklamışlar. Bizler tabi yıllardır bu işin içerisinde olan gazeteciler olarak bu tip olayları hiç tasnif etmiyoruz. Çünkü zor şartlarda çalışıyoruz. Bizler cinayetlere de gidiyoruz, kazalara da gidiyoruz, ölümlü kazalara da gidiyoruz ve bizlerin de psikolojileri bozuluyor. Uzun yıllardır bu işi yaptığımız için patlama noktasına geldik yani, çünkü yaralanmalar, kazalar, cinayetler bizim psikolojimizi de etkiliyor. Hiç bir şey güllük gülistanlık değil, bizlerin şartları da çok ağır. Bu tarz davranışları şiddetle kınıyoruz. Kimse hiçbir gazeteciyi tehdit edemez, dövemez. Çünkü gazetecinin amacı sadece işini yapmaktır. Bu işlerden de hiçbir zaman hiç bir gazeteci arkadaşımın mutlu olduğunu düşünmüyorum. Ben fabrika yetkililerini şiddetle kınıyorum. Ayrıca, olayın ardından tehdit telefonları da almaya başladık. Fabrika yetkilisi Hasan Karadeniz telefon edip tehditte ediyor. Hiç önemli değil, bizim kimseden korkumuz yok. Tehditler süregelecektir, bizler tehdit edileceğiz ama biz işimizi yapmaya devam edeceğiz. Bizi kimse korkutamaz.”