İstanbul ve Marmara Bölgesi'nin bazı noktalarında son günlerde görülendev çekirgelervatandaşlarda endişeye neden olurken, uzmanlar mevcut durumun doğal bir süreç olduğunu ve olağan dışı bir popülasyon artışı bulunmadığını belirtiyor. Ancak tarih sayfaları, bu böceklerin geçmişte çok daha büyük felaketlere yol açtığını gösteriyor.

Özellikle Osmanlı döneminde yaşanan çekirge istilaları; kıtlık, ekonomik kayıplar ve tarımsal yıkımla sonuçlanırken, bazı toplumlarda çekirgeler"Allah'ın ordusu"olarak da anıldı.

416 YIL ÖNCE İSTANBUL'DA BÜYÜK İSTİLA YAŞANDI

Takvimler 1610 yılını gösterdiğinde İstanbul, büyük bir çekirge istilasıyla karşı karşıya kaldı. Dönemin kayıtlarına göre dev çekirgeler yalnızca tarım ürünlerini değil, ahşap yapılara kadar birçok şeyi tahrip etti.

Bazı anlatımlarda, çürümüş ahşapları kemiren çekirgeler nedeniyle evlerin zarar gördüğü, yoğun çekirge birikiminin demiryolu hatlarında da ulaşımı olumsuz etkilediği aktarılıyor.

1915'TE OSMANLI CEPHELERİNİ DE VURDU

Birinci Dünya Savaşı'nın sürdüğü 1915 yılında ise özellikle Şam, Suriye ve Filistin bölgelerinde yaşanan büyük çekirge istilası, savaş şartlarını daha da ağırlaştırdı.

Dönemin 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa hatıralarında yaşananları şu sözlerle anlattı:

"Tam Nisan ortalarında hiç beklemediğimiz büyük bir felaket karşısında kaldık. Suriye’yi, öylesine müthiş bir çekirge istilası kaplamıştı ki Mayıs ve Haziran sonlarında yaprakları çekirgeler tarafından yenmemiş tek ağaç kalmadığı gibi başaklanmış olan hububatlar da çekirgelerin oburluğuna kurban gitmişti."

DEV ÇEKİRGELERİN İLACI: SIĞIRCIKLAR VE ÇUKURLAR

Osmanlı döneminde çekirge istilalarına karşı farklı yöntemler geliştirildi.

Bunlardan biri, halk arasındaSığırcık Pınarıolarak bilinen sudan yararlanılarak sığırcık kuşlarının bölgeye çekilmesi inancıydı. Oruç Bey Tarihi'nde bu durum şu ifadelerle anlatılıyor:

“Acem ülkesinde İsfahan bölgesinde bir pınar vardır, Sığırcık Pınarı derler. Ne zaman ki bir memlekette çekirgelik olsa, memleketleri o afetten Allahü Teala saklaya, o pınarın suyundan ne kadar gerekse ve ne kadar isterlerse alıp yere koymadan o memlekete iletirler. Suyu götürdükleri yere koyarlar. O suya birkaç sığırcık gelir. Su nerede konuldu ise, birkaç gün sonra o memlekette sonsuz sığırcık gelir, sayısını Allah bilir. Sığırcıklar o memlekette kalırlar, gitmezler; o vilayette kalan çekirgeleri kırarlar, helak ederler.”

Bunun yanında halk, yaklaşık80 santimetre derinliğinde çukurlarkazarak çekirgeleri bu alanlara yönlendiriyor, ardından üzerlerini toprak ve sönmemiş kireçle kapatarak mücadele etmeye çalışıyordu.

"ALLAH'IN ORDUSU" OLARAK DA ANILDI

Tarih boyunca bazı Arap toplulukları çekirgeleri"Allah'ın ordusu"olarak nitelendirdi.

Çekirgeler, kutsal kitaplarda da yer alıyor. Kur'an-ı Kerim'de A'râf Suresi 132-133. ayetlerde şöyle buyruluyor:

"Ve dediler ki: Bizi büyülemek için ne işaret getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz. Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mûcizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşerât, kurbağa ve kan felâketlerini gönderdik. Yine de iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve dâimâ günah işlemekle meşgul inkârcı bir toplum olarak kaldılar."

Kamer Suresi'nin 7. ayetinde ise şu ifadeler yer alıyor:

"O gün onlar, gözleri zillet ve dehşet içinde öne düşmüş olarak kabirlerinden çıkacak; yayılmış çekirgeler gibi dalga dalga her tarafı kaplayacaklar."