Saadet Partisi İlçe Başkanı Ertan Sütçü, parti lokalinde düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı: “Bugün birçok ile gittiğinizde dahi doğru düzgün bir basın organı bulunmazken, ilçemizde; 2 TV, 5 adet günlük 2 adet haftalık yayın yapan gazetemiz ve 2 adet internet haber sitemiz mevcuttur. Bu durum ilçemiz için büyük bir zenginlik, büyük bir nimettir. İlçe halkımız, STK’larımız, Kamu Kuruluşlarımız, Siyasi partilerimiz bu basın sayesinde seslerini, icraatlarını halkımıza duyurmaktadırlar. Basın mensuplarımız büyük fedakarlıklarla işlerini yapmaya çalışırken, diğer taraftan da sabahın erken saatinde, biz daha işyerimizi açmadan gazetelerimizi ulaştırıyorlar. yerel tv ve gazeteleriyle güne başlamak, ilçemizle ilgili bilgi sahibi olmak ayrı bir mutluluk veriyor hepimize. Dolayısıyla İlçemizde bulunan basın kuruluşlarımızda bu konuda üzerlerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmektedirler. Bu sebeple kendilerine teşekkür ediyoruz ve işlerinde kolaylıklar diliyoruz”
BASININ İŞİ SADECE DOĞRULARI DEĞİL, YANLIŞLARIDA PAYLAŞMAK
“Başbakanımızın açıklamış olduğu demokratikleşme paketinde bir çok konuda özgürlük alanlarının genişletilmesi beklenirken ilçemizde basına uygulanan ambargo ise kraldan çok kralcılık mı oynanıyor sorusunu akla getiriyor. Basınımızın işi sadece doğru yapılanları halka aktarmak değil, aynı zamanda yanlış yapılanları da halkımızla paylaşmak ve gerektiğinde de eleştirilerde bulunmaktır. İnsana yanlış yaptığını söyleyenin olması bir nimettir. İnsan beşerdir. Dolayısıyla hata yapma olasılığı vardır. Bir başkanın etrafında her zaman “padişahım çok yaşa” diyen bir gurubun olmasını beklemesi veya “peki ağam”, “eyvallah ağam”, sen ne yaparsam doğrudur ağam” yaklaşımı içerisinde bulunan çevrenin olmasını beklemesi en büyük bahtsızlık ve kendisi için yapılan en büyük kötülüktür. Dolayısıyla insanlar özellikle de idareci konumunda olanlar hatalarını kabul etmeli, bu konuda uyaranları ve eleştirenleri ise saygıyla karşılamalı hatta kendilerine teşekkür etmelidir. Bu eleştirileri de dikkate alarak daha doğru ve daha güzel hizmetler için çalışmalıdır”
“HAKSIZLIK KALDIRILMALI”
“Ancak bugün bunun böyle olmadığını ve sayın belediye başkanımızın yerel bir gazetemize ambargo uyguladığını, yasakçı bir tavır koyduğunu öğreniyoruz. Başkanımızın kanuni olarak böyle bir hakkı olmasa da, her zaman söylediğimiz gibi genel AKP zihniyetiyle hareket ederek “biz güçlüyüz, biz çoğunluğuz dolayısıyla biz ne yaparsak doğrudur” anlayışıyla hareket ederek kendisini bir ağa, bir padişah olarak görmekte ve bu yönde kararlar almaktadır. Bu yapılanın ilk defa olmadığını daha öncede yerel tv ve gazetelere benzer uygulamaların yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla yapılanın yanlış olduğunu kendisine hatırlatıyoruz. Bugüne kadar herkese eşit mesafede ve ilçe halkının menfaatini gözeten bir tavır sergileyen basınımıza yapılan bu haksızlığın bir an önce kaldırılmasının doğru olacağını belirtmek istiyorum”
HZ. ÖMER'İN(R.A) KISSASINI ANLATTI
“Hepimiz için örnek olacak bir hayatı sizlere aktarmak, sizlerle paylaşmak istiyorum. Hz. Ömer (r.a.), bir savaş sonrası ganimetleri taksim etmişti. Herkese bir parça kumaş düşmüştü. Fakat bu kumaş tek başına bir işe yaramıyordu. Oğlu Abdullah, babasına: “Bu kumaş tek başına ne benim, ne de senin işine yaramıyor. Ben hakkımı sa¬na vereyim de, kendine güzel bir elbise yaptır.” demişti. Hz. Ömer de oğlunun hediyesini kabul ederek bir elbise yaptırmıştı. Birkaç gün sonra, üzerinde bu elbise olduğu hâlde bir konuşma yapmak için minbere çıkmıştı. “Ey müminler! Beni dinleyin ve bana uyun.” der demez, arka saflarda oturan fakir bir zat ayağa kalktı: “Ey müminlerin emîri! Seni dinlemiyorum ve sana itaat da etmiyorum! Çün¬kü sen, Allah ve Resûl’ünün yolundan gitmiyorsun!” dedi. Halife bu büyük iddia karşısında sarsıldı: “Neden?” diye sordu. O zat sebebini şöyle izah etti: “Ganimet taksiminde, bizlerden hiçbirine elbise diktirecek kadar bir kumaş düşmediği hâlde, görüyorum ki, sen o kumaştan fazla almış, bir elbise yaptır¬mışsın!” Hz. Ömer, hesabını veremeyeceği bir iddiayla karşılaşmayı bekliyordu. Bu¬nu duyun¬ca rahatlamıştı. Cemaat arasında bulunan oğlu Abdullah’a (r.a.) işaret etti. Hz. Abdullah da kalkıp durumu izah etti. Payına düşen kumaşı babasına verdiğini söyledi. Halk sevinçliydi. Gözler ikazda bulunan zata yönelmişti. O zat ayağa kalktı ve: “Şimdi konuş, ey müminlerin emîri! Şimdi dinliyor ve sana itaat ediyorum.” dedi. Bunun üzerine ellerini Rabb’ine açan adalet kutbu Halife Ömer şöyle dua et¬ti: “Ey Rabb’im! Sana sonsuz hamd ediyorum ki, beni, yapacağım hatalardan do¬layı ikaz edecek bir ümmete halife etmişsin” Son olarak şunu da tekraren belirtmek istiyorum. İlçemizde bulunan basın kuruluşlarımız marka kent olmak isteyen İnegöl’ümüz için ciddi anlamda bir zenginlik ve bir değerdir. Bu basını sadece benim istediğim şekilde hareket etsin, istediğimiz yazsın istediğimi yazmasın şekliyle yönlendirmeye kalkmak ise İnegöl’ün önüne vurulmak istenen bir engeldir. Bu vesileyle ciddi fedakarlıklarla görevini yapmaya çalışan basın mensuplarına ve ilçe halkımıza teşekkür ediyorum”





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın