Son üç haftadır oyun olarak sahada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, amenna… Fakat bunları skora yansıtamazsan bunun hiçbir önemi yok.
Kütahya karşısına mutlak puan alma umuduyla çıkan İnegölspor, oyunun büyük bölümünde puanı hak edecek bir mücadele ortaya koysa da bireysel hatalar ve oyundan düşüşler sonucunda sahadan yine boynu bükük ayrıldı. Artık resmen kümede kalma savaşı veriyoruz.
Zeminin kötü olduğu maçta, istekli olmamıza rağmen daha başlangıçta rakibe adeta “Al da at!” dedik. Rakibe şut açısı açmak nedir kardeşim? Halı sahada öyle gol attırmazlar, biz bunu becerdik!
Ardından üst düzey bir yardımlaşma ve mücadeleyle rakibi sahasına hapsettik. Penaltı kazandık. Sahanın en kariyerli oyuncusu Hasan Hüseyin Acar için “Gözü kapalı atar.” dedik. Ancak topa öyle yumuşak vurdu ki kaleci kurtardı; üstelik sektirmeden…
Gardımızı düşürmeden oyuna devam ettik. Golü yine Hasan ile bulduk. Doğru oynadık, topa sahip olma oranında üstünlük bizdeydi. Ama topu ileri taşıma ve son vuruş noktasında becerikli olamayınca madalyonun diğer yüzü görünmeye başladı.
Rakibin kaliteli ayaklarına rağmen oyuna fazla ağırlık koymalarına izin vermedik. Fakat ne zaman oyuncu değişiklikleri yapıldı, takımda yine bir akort bozukluğu göze çarptı. Bana göre, yorgunluğundan dolayı belki sadece Hasan oyundan çıkabilirdi. Diğer değişikliklere gerek yoktu.
Sonuç olarak bizim için artık sahada çok ama çok ekstra işler yapma vakti geldi de geçti bile. Zor pozisyon buluyoruz, kolay harcıyoruz. Rakibin elini kolunu sallayarak kalemize gelmesine de engel olamıyoruz. Maalesef bu sorunu şu ana kadar çözemedik.
Umut var mı? Var… Ama bu anlayışla işimiz zor.
Önümüzdeki iki maçta deplasmanda Kırklareli, iç sahada ise İskenderun ile karşılaşacağız. Bu maçlardan en az dört puan almak şart.
Yoksa bizim için çalacak tek şarkı “Ağla Ağla Halime” olacak.
Bizden söylemesi…

Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın