TEKSTİL SEKTÖRÜNDE KONKORDATO VE İSTİHDAM TABLOSU
Tekstil sektöründe son dönemde yaşanan finansal sıkıntılar nedeniyle çok sayıda firmanın konkordato ilan ettiği bildiriliyor. Sektörde konkordato sürecine giren firma sayısının yaklaşık 300’e ulaştığı ifade ediliyor. Bu süreçte istihdam kaybının 300 bine yaklaştığı, üretim merkezlerinde fabrikaların kapandığı ve faaliyetlerini sürdüren işletmelerin ise kapasite kullanım oranlarını önemli ölçüde düşürdüğü belirtiliyor.
Sektördeki daralmanın, siparişlerdeki azalma ve maliyetlerdeki artışla birlikte her geçen gün daha görünür hale geldiği aktarılıyor. Üretim merkezlerinde bazı tesislerin tamamen faaliyeti durdurduğu, bazı fabrikaların ise yalnızca belirli hatlarda ve sınırlı vardiyalarla üretim yaptığı ifade ediliyor.
İHRACATTA GERİLEME VE KÜRESEL REKABET BASKISI
Avrupa pazarlarında yaşanan talep daralmasının Türk tekstil sektörünün ihracat performansını olumsuz etkilediği belirtiliyor. Özellikle ana ihracat pazarlarındaki sipariş azalması sonucunda ihracatta sert gerileme yaşandığı ifade ediliyor. Sektör temsilcileri, mevcut tabloyu dış pazarlardaki zayıf talep ve küresel rekabet koşullarıyla ilişkilendiriyor.
Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkelerin uyguladığı agresif fiyat politikalarının Türk tekstil üreticilerinin rekabet gücünü zayıflattığı aktarılıyor. Bu ülkelerdeki düşük üretim maliyetleri ve ölçek avantajının, fiyat baskısını artırdığı belirtiliyor. Türk firmalarının artan enerji, hammadde ve finansman maliyetleriyle karşı karşıya olduğu, bu durumun üretim ve ihracat maliyetlerini yukarı çektiği ifade ediliyor.
TEKSTİL MERKEZLERİNDE MAĞAZA KAPANIŞLARI
İstanbul’da tekstil ve hazır giyim ticaretinin yoğunlaştığı Merter, Laleli ve Osmanbey gibi bölgelerde çok sayıda mağaza ve showroomun kapandığı görülüyor. Bu bölgelerde yabancı alıcı sayısının azalmasıyla birlikte ticaret hacminde belirgin düşüş yaşandığı belirtiliyor. Bazı cadde ve sokaklarda daha önce yüksek doluluk oranıyla faaliyet gösteren mağazaların yerini boş vitrinler aldığı ifade ediliyor.
Sektörün önemli toptan satış ve ihracat merkezleri arasında yer alan bu bölgelerde, özellikle Ortadoğu, Rusya ve Kuzey Afrika gibi pazarlardan gelen alıcı sayısının gerilediği aktarılıyor. Ticaret hacmindeki azalma nedeniyle kiralık ve satılık iş yeri ilanlarının arttığı, bazı işletmelerin ise daha küçük alanlara taşındığı ya da faaliyetlerini askıya aldığı ifade ediliyor.
KONKORDATO SÜRECİNİN TEDARİK ZİNCİRİNE ETKİSİ
Tekstil sektöründe konkordato ilan eden firma sayısının yaklaşık 300’e ulaşmasının yalnızca bu şirketlerle sınırlı kalmadığı, tedarik zinciri üzerinde de etkiler oluşturduğu belirtiliyor. Kumaş üreticileri, aksesuar tedarikçileri, lojistik firmaları ve yan sanayi işletmelerinin de bu süreçten etkilendiği ifade ediliyor.
Ödemelerde yaşanan gecikmeler, sipariş iptalleri ve üretim planlamalarındaki belirsizliklerin tedarik zincirinin farklı halkalarında finansal baskıyı artırdığı aktarılıyor. Bazı alt yüklenici ve fason üretim yapan küçük ölçekli işletmelerin de, ana firmalardaki konkordato süreçleri nedeniyle nakit akışında sorunlar yaşadığı belirtiliyor.
UZMANLARDAN YAPISAL SORUN VE MODEL ELEŞTİRİSİ
Uzmanlar, Türk tekstil sektörünün uzun süre rekabette kullandığı ucuz iş gücü avantajını büyük ölçüde kaybettiğini dile getiriyor. Artan asgari ücret, sosyal güvenlik maliyetleri ve işçilik giderlerinin, sektörün iş gücü maliyet yapısını değiştirdiği ifade ediliyor. Buna ek olarak, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve kredi maliyetlerindeki yükselişin yatırımları sınırladığı belirtiliyor.
Modernizasyon yatırımlarının ertelenmesi, yeni makine parkına geçişte yaşanan gecikmeler ve üretim teknolojilerinin güncellenmesinde ortaya çıkan yavaşlamanın da verimlilik üzerinde etkili olduğu aktarılıyor. Mevcut fason üretim modelinin, düşük marjlı ve yoğun emek gerektiren bir yapı oluşturduğu, bu modelin küresel rekabet koşullarında baskı altında kaldığı ifade ediliyor.
SEKTÖR İÇİN YOL HARİTASI ÇAĞRILARI
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, konkordato uygulamalarında düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor. Öksüz, konkordato süreçlerinin firmalar ve alacaklılar açısından daha öngörülebilir ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmasına yönelik çalışma yapılmasının önemine dikkat çekiyor.
Öksüz, sektörün uzun vadeli rekabet gücü için teknolojik dönüşüm, teknik tekstil alanına yönelim, markalaşma ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının öne çıktığını belirtiyor. Karbon ayak izi, çevre standartları, geri dönüşüm ve verimlilik odaklı üretim modellerinin, uluslararası pazarlarda giderek daha fazla önem kazandığını ifade ediyor. Bu başlıklara yönelik kapsamlı bir yol haritası hazırlanması gerektiği yönünde çağrılar dile getiriliyor.
(0) Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!