Kredi kullanan milyonlarca vatandaşı ilgilendiren önemli bir karar Yargıtay'dan geldi.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kredi kullanan bir tüketicininBanka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)kesintisinin iadesi talebiyle açtığı davada, yerel mahkemenin kararınıkanun yararına bozdu.

Kararda, kredi sözleşmesinde BSMV'nin tüketici tarafından ödeneceğine ilişkin açık hüküm bulunmasının, bu kesintinin tüketiciye yansıtılmasını mümkün kıldığı vurgulandı.

DAVA NASIL BAŞLADI?

Dosyaya göre bir tüketici, bankadan kullandığı6 ayrı kredinedeniyle tahsil edilen yaklaşık5 bin liralık BSMV'niniadesi için icra takibi başlattı.

Bankanın itirazı üzerine icra takibi durunca konu yargıya taşındı. Antalya 3. Tüketici Mahkemesi, bankanın itirazını haksız bularak icra takibinin devamına karar verdi.

Kararın kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığı, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dosyayıkanun yararına temyizetti.

YARGITAY NEDEN BOZDU?

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararınısonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozdu.

Kararın gerekçesinde, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde tüketicinin ilgili giderleri ödeyeceğinin açık şekilde düzenlendiği belirtildi.

Yargıtay, bu hükmünhaksız şartniteliğinde olmadığını değerlendirerek, BSMV'nin tüketiciye yansıtılmasının hukuken mümkün olduğu sonucuna vardı.

BSMV NEDİR?

Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), bankalar ve sigorta şirketlerinin belirli finansal işlemleri üzerinden alınan bir vergidir.

Kredi işlemlerinde BSMV'nin hangi tarafça karşılanacağı ise taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki hükümlere göre değerlendiriliyor.

TÜKETİCİLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Karar, kredi kullanan herkesin otomatik olarak BSMV iadesi alabileceği anlamına gelmiyor.

Yargıtay'ın değerlendirmesine göre, kredi sözleşmesinde tüketicinin bu vergiyi ödeyeceğine ilişkin açık ve geçerli bir hüküm bulunuyorsa, BSMV'nin tüketiciye yansıtılması hukuka uygun kabul edilebiliyor.

Uzmanlar, benzer uyuşmazlıklarda her dosyanın kendi sözleşme hükümleri ve somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirileceğine dikkat çekiyor.