İnegölspor, zirve hesabı olan takımlarla oynadığı her maçta adeta aksiyon filmi sahnelerini aratmadı. Oyunun her anı mücadele, her anı temaslı futbol; hatta bazı bölümlerinde çatır çatır ikili mücadeleler izledik.

Tabii taraftarımızı da kutluyorum. Onlar da verdikleri destekle bu filmin önemli karakter oyuncuları oldular.

500 trilyonu geçen takım değeriyle grubun en allı pullu takımı olan Batman, biz 10 kişi kalana kadar tek pozisyon bulabildi; o da 80 dakikalık süre içerisinde oldu. Sahanın her yerinde oyun oynayan, rakibe top vermeyen, bütün bunları yaparken takım oyununa sadık kalan ve oyun hafızasını sürekli diri tutan bir takımdan bahsediyoruz.

Taner’in olmayışı nedeniyle kanatları Taha ve Hüseyin Afgan ile oluşturan teknik heyetin bu hamlesi tutarken, orta sahanın agresif enerjisi de buna eklenince tadından yenmez bir tablo ortaya çıktı.

Kim ne derse desin, İnegölspor yüksek tempoda başladığı maçı bir şekilde puan ya da puanlarla bitirmeyi başarıyor. Öne geçtikten sonra farkı artıracak, maçı koparacak pozisyonlar da bulduk ama olmadı. Doğal olarak bu tür kaliteli ayaklara sahip takıma ceza kesemeyince iş ister istemez başka hallere geliyor, geldi de.

Kerem’in oyundan atılmasıyla rakip sazı eline aldı; onlar çaldı, biz dinledik. Üç topları direkten döndü, iki net atakları da dışarı gitti. Farklı alabileceğimiz maçı son 10 dakikada farklı da kaybedebilirdik. Bizde Kerem, Batman’da ise Mert ve Atabey adeta takımlarının kaderine etki etmiş oldular.

Bu arada maçın hakeminin Yasin’in rakibini gırtlaklamasını görmemesi de bizim için büyük şanstı; yoksa maçın hikâyesi bambaşka bir yere gidebilirdi.

Sonuçta lider takımdan alınan bir puan bizim için iyiydi. Play-off yolunda umudumuz daha da artarak devam ediyor. Olur ya da olmaz ama en azından güzel bir hikâye yazmaya devam ediyoruz; o da bana göre şu an için yeterli.