Sabah alarm çalıyor, apar topar hazırlanıyoruz. İşe yetişme telaşı başlıyor. Gün içinde telefonlar susmuyor, mesajlar bitmiyor, yapılacak işler birikiyor. Akşam olduğunda ise "Bugün de nasıl geçti anlamadım." diyerek kendimizi koltuğa bırakıyoruz.

İşin ilginç tarafı şu... Teknoloji geliştikçe hayatımızın kolaylaşması gerekiyordu. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, robot süpürge, internet bankacılığı, online alışveriş... Bir zamanlar saatler süren işleri artık dakikalar içinde hallediyoruz.

Peki buna rağmen neden sürekli "Zamanım yok." diyoruz?

Belki de sorun zamanın azalması değil, zamanı nasıl kullandığımız.

Eskiden insanlar birbirini görmek için kilometrelerce yol giderdi. Şimdi tek tuşla görüntülü konuşabiliyoruz ama aylarca birbirimizi aramıyoruz. Eskiden bir mektubun cevabı haftalarca beklenirdi, şimdi saniyeler içinde mesaj gönderiyoruz ama çoğu zaman gerçekten iletişim kuramıyoruz.

Çünkü teknoloji bize hız kazandırdı ama sakinliği elimizden aldı.

Dikkat edin... Yemek yerken bile telefon elimizde. Televizyon izlerken sosyal medyaya bakıyoruz. Bir işle uğraşırken aynı anda başka bir işi düşünüyoruz. Sürekli meşgulüz ama çoğu zaman gerçekten üretken değiliz.

Uzmanlar insan beyninin aynı anda birçok işi verimli şekilde yapamadığını söylüyor. Buna rağmen gün içinde onlarca dikkat dağıtıcı unsurla mücadele ediyoruz. Her bildirim, her mesaj, her kısa video zihnimizi biraz daha yoruyor. Gün sonunda ise hiçbir şey yapmamış gibi hissediyoruz.

Bir de fark etmeden kaçırdığımız anlar var.

Çocuğumuz bize bir şey anlatırken "Bir dakika." diyoruz.

Annemiz arıyor, "Sonra konuşuruz." diyoruz.

Arkadaşımız çay içmeye çağırıyor, "Yoğunuz." diyoruz.

Ama sosyal medyada yarım saat nasıl geçtiğini anlamıyoruz.

Aslında hepimizin günde aynı 24 saati var. Kimseye fazladan bir saat verilmiyor. Farkı oluşturan şey, o saatleri nereye harcadığımız.

Belki de haftada bir gün telefonu sessize almak...

Akşam yemeğinde ekranları kapatmak...

Yarım saat yürüyüş yapmak...

Uzun zamandır aramadığımız bir dostu aramak...

Sandığımızdan çok daha büyük değişiklikler oluşturabilir.

Hayat bazen bize zaman vermiyor gibi geliyor. Oysa çoğu zaman zamanı biz fark etmeden tüketiyoruz.

Belki de artık "Zamanım yok." demeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız:

Gerçekten zamanım mı yok, yoksa zamanımı yanlış şeylere mi harcıyorum?