Eskiden yağmur yağınca evlerin havası değişirdi. Camlar buğulanır, çay koyulur, mutfaktan bir şeylerin kokusu gelirdi. Şimdi yağmur başlayınca ilk yapılan şey perdeyi kapatıp telefona gömülmek oldu.

Sonra da aynı cümle geliyor:

“Evde çok sıkıldım.”

Aslında mesele yağmur değil.
Ne yapacağımızı unutmuş olmamız.

Bugün çoğu insan evde kalınca kendini boşlukta hissediyor. Çünkü sürekli bir hareket haline alışmışız. Sürekli dışarı çıkmak, bir yere yetişmek, bir şey izlemek, telefonda oyalanmak… Sessizlik bile artık birçok insana garip geliyor.

Oysa yağmurlu hava biraz yavaşlamak için fırsat aslında.

Mesela uzun zamandır ertelenen şeyler var. Okunmayı bekleyen kitaplar, yarım bırakılan filmler, çekmecede duran puzzle’lar, “bir ara yaparım” denilen tarifler… Yağmurlu gün biraz da insanın kendine dönme zamanı olabilir.

Eskiden insanlar yağmurlu havada birlikte vakit geçirirdi. Ailece oturulur, sohbet edilirdi. Çocuklar sıkılınca hemen ekran verilmezdi. Kutu oyunları oynanır, hikâyeler anlatılırdı. Şimdi aynı evin içinde herkes başka bir köşede başka bir ekranın içine giriyor. Sonra da “can sıkıntısı” büyüyor.

Aslında can sıkıntısı kötü bir şey değil. İnsan bazen sıkılınca düşünmeye başlıyor. Sürekli ekranla doldurulan bir zihin artık kendi kendine kalmayı bilmiyor. O yüzden elektrik kesilse ne yapacağını şaşıran çocuklar büyüyor.

Yağmurlu havalar biraz üretmek için de güzel zamanlar. Mutfakta yeni bir yemek denemek, balkon düzenlemek, eski fotoğraflara bakmak, uzun zamandır aranmayan bir dostu aramak… Bunlar küçük şey gibi görünüyor ama insanın ruhunu toparlıyor.

Bir de yağmurun kendisi var aslında. Artık çoğu insan yağmuru bile yaşamıyor. Camın önünde iki dakika durup yağışı izlemiyoruz. Toprağın kokusunu fark etmiyoruz. Hemen şikâyet başlıyor:

“Trafik olacak…”
“Hava kapandı…”
“Plan bozuldu…”

Belki de bazen planın bozulması iyi geliyor insana.

Çünkü hayat sürekli hızla akarken yağmur biraz “dur” diyor. Biraz evde kal, biraz nefes al, biraz kendinle vakit geçir diyor.

Üstelik her şeyi eğlenceye çevirmek zorunda da değiliz. Bazen sakin bir gün geçirmek de yeterli. Sessiz bir kahve, güzel bir müzik, uzun bir sohbet… İnsan en çok böyle anlarda dinleniyor zaten.

Bugün uzmanlar da sürekli ekran tüketiminin insanı zihinsel olarak daha yorgun hale getirdiğini söylüyor. Özellikle kapalı havalarda sadece telefona kapanmak, can sıkıntısını azaltmak yerine daha da artırabiliyor. Çünkü insanın zihni sürekli tüketmeye değil, bazen durup dinlenmeye de ihtiyaç duyuyor.

Kısacası yağmurlu hava aslında sıkıcı değil. Biz biraz ne yapacağımızı unutmuş durumdayız.

Belki de bir sonraki yağmurda yapılacak ilk şey telefonu almak değil…
Bir çay koyup gerçekten dinlenmek olmalı.