Dijital Düşünür ve Marka İletişimi Stratejisti Fatih Yıldırım, hükümetin kadınlara yönelik söylemlerinde ciddi bir iletişim ikilemi yaşandığını belirterek dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Yıldırım’a göre, yıllardır kadınlara aynı anda verilen iki zıt mesaj, hem toplumsal güveni zedeliyor hem de kadınların hayatını çıkmaza sürüklüyor.

Yıldırım, kadınlara bir yandan “iş hayatına katıl, üret, ekonomiyi büyüt” denilirken, diğer yandan “aile kur, en az üç çocuk yap” çağrısının yapıldığını vurguladı. Bu durumun siyasal iletişimde en temel hatalardan biri olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Aynı kişiye hem ‘özgür bireysin’ hem de ‘önceliğin annelik’ mesajı veriliyor. Bu kadar sert karşıt mesajların bir arada olduğu yerde güven kalmaz” ifadelerini kullandı.

KADIN TEK ROLDE SIKIŞIYOR

Fatih Yıldırım’a göre kadın, bugün hükümet politikaları içinde bölünmüş bir rolün içine itiliyor. Kimi zaman iş gücü, kimi zaman demografik bir kaynak olarak ele alınan kadın, “vatandaş” olmaktan çıkıp politikanın aracı hâline geliyor.

İletişim stratejisinin farklı seçmen gruplarına göre ayrıldığını belirten Yıldırım, muhafazakâr kesime “güçlü aile” mesajı verilirken, kentli ve eğitimli seçmene ise “kadın haklarını savunuyoruz” söyleminin sunulduğunu ifade etti. Ancak aynı kadının bu iki mesajın ortasında sıkıştığını söyledi.

GERÇEK HAYATTA ALTYAPI YOK

Yıldırım, kadınların üzerindeki bakım yükünün hâlâ değişmediğini vurgulayarak, “Kreşler pahalı ya da yok. Babalık izni kâğıt üzerinde. Esnek çalışma sunumlarda var ama gerçek hayatta yok” dedi. Bu koşullarda kadın istihdamının yalnızca rakamlarla oynanan bir istatistikten ibaret kaldığını savundu.

Kadınların ya kariyerlerinden vazgeçerek “örnek anne” olmaya zorlandığını ya da çocuk hayalini erteleyerek “ideal çalışan” rolüne itildiğini söyleyen Yıldırım, sistemin üçüncü bir yolu açmadığını dile getirdi.

“MALİYETİ KADIN DEĞİL DEVLET ÜSTLENMELİ”

Yıldırım’a göre çözüm açık: Eğer amaç istihdamı artırmaksa, ücretsiz ve yaygın kreşler, zorunlu babalık izni ve tam güvenceli esnek çalışma şart. Eğer hedef nüfus artışıysa, bunun yolunun kadını eve kapatmak değil; ekonomik güvenlik, eşit ebeveynlik ve yaşam kalitesinden geçtiğini vurguladı.

“İkisini aynı anda istiyorsanız, bunun maliyetini devlet üstlenir; kadın değil” diyen Yıldırım, aksi hâlde sistemin kendi çelişkisine yenileceğini söyledi.

SESSİZ SANDIK, DÜŞEN DOĞURGANLIK UYARISI

Fatih Yıldırım, bu iletişim karmaşasının sürmesi hâlinde bir kesimin sandıkta sessizleşeceğini, diğer kesimin ise doğurganlıktan tamamen uzaklaşacağını ifade etti. “Kadın, politikaların deneme tahtası değil. Bu ülkenin öznesi” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.