Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla oluşturulan küresel Sumud filosuna katılan İnegöllüOrhan Kara, İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gözaltına alındıktan sonra Türkiye’ye gönderildi. Yaşadığı süreci detaylı şekilde anlatan Kara, gözaltı ve cezaevi sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarını öne sürdü.
İnegöl Online’a konuşan Orhan Kara, filoya katılma sürecinin 4 Mayıs’ta başladığını belirterek Marmaris’te eğitim aldıklarını söyledi. Daha sonra İtalya’dan gelen katılımcılarla birlikte yola çıktıklarını ifade eden Kara, uluslararası sularda İsrail güçleri tarafından durdurulduklarını anlattı.
“ULUSLARARASI SULARDA REHİN ALINDIK”
Yaşanan süreci anlatan Orhan Kara şu ifadeleri kullandı:
"Benim filoya katılma sürecim ayın 4'ünde başladı, 4 Mayıs'ta başladı. Marmaris'te 3 günlük bir eğitimin akabinde, 14 Mayıs'ta İtalya'dan gelen o 30 kişilik filoyla, 14 Mayıs'ta yola çıktık biz. Yola çıktığımız akşam, 15 Mayıs'ta gece hava muhalefetinden dolayı geri dönmek zorunda kaldık. Bir akşamlık Yunanistan ve Antalya sürecinden sonra yola çıktık. 18'inde de Akdeniz sularında, uluslararası sularda, siyonist güçler tarafından rehin alındık."
Kara, rehin alınma sırasında teknede arbede yaşandığını ve ilk şiddetin burada başladığını söyledi. Zodyak bota inerken itildiğini ve denize düştüğünü belirten Kara, sonrasında hem konteyner gemisinde hem de cezaevi sürecinde sürekli baskı gördüklerini ifade etti.
“SÜREKLİ FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ŞİDDET UYGULADILAR”
Orhan Kara, İsrail güçlerinin kendilerine hem fiziksel hem de psikolojik baskı uyguladığını öne sürerek şu açıklamalarda bulundu:
"Sonrasındaki konteyner gemisinde de olsun, cezaevi süreçlerinde olsun, Aşdot Limanı'nda sürekli hem sözel hem de fiziksel olarak şiddete maruz kaldık, zulme maruz kaldık. Tabiri caizse, cinsel herhangi bir, çok şükür, taciz olayı, tecavüz olayı yaşamadık ama taciz olaylarına maruz kaldık."
Kara, cezaevinde üç kişilik hücrelere alındıklarını ve burada çırılçıplak soyundurulduklarını söyledi.
"Tek hücrelerde, üçer kişilik hücrelere alındığımız zaman çırılçıplak soyundurulup arkamızdan hem videolarımız hem fotoğraflarımız çekildi. Bunları yaparken de yine kahkaha atarak üzerimizde psikolojik baskı oluşturmaya çalıştılar."
“KABURGASI VE KOLU KIRILANLAR OLDU”
Bazı katılımcıların ağır şekilde darp edildiğini belirten Kara, birçok kişinin yaralandığını söyledi.
"Ama bu süreçte şiddete maruz kalan, işte kaburgası kırılan, kolu kırılan, işte ayaklarından ağır darbe alan arkadaşlarımız da dahil hiçbir moral bozukluğuna mahal vermedik."
Türk katılımcılardan bir kadının iç kanama şüphesiyle hastaneye kaldırıldığını belirten Kara, buna rağmen filoda bulunan herkesin Gazze’deki insanlara destek olabilmenin manevi gücüyle hareket ettiğini ifade etti.
“VERDİKLERİ YEMEKLERİ KABUL ETMEDİK”
Orhan Kara, gözaltı sürecinde verilen yiyecekleri birçok katılımcının kabul etmediğini söyledi.
"Aşdot sürecinde bizlere bazı yemekler verildi. İşte ekmek verildi konteyner gemisinde suyla beraber. Biz, Avrupa'dan gelen halklar da dahil, oradaki katılımcılar da dahil olmak üzere, hemen hemen birçoğumuz verilen ikramları almadık, yemedik."
Kara, İsrail tarafının bazı görüntülerle propaganda oluşturmaya çalıştığını da iddia etti.
“TÜRKÇE KONUŞAN YAHUDİLER TERCÜMANLIK YAPTI”
Mahkeme ve ifade süreçlerinde Türkçe konuşan kişilerin bulunduğunu ifade eden Kara, ilk ifadelerde Türk vatandaşı Yahudi bir çiftin tercümanlık yaptığını söyledi.
Savcılık ifadesi sırasında telekonferans yöntemiyle bağlanan ve “Hasan” ismini kullanan bir kişinin akıcı Türkçe konuştuğunu anlatan Kara, şu ifadeleri kullandı:
"İfademiz bittiğinden sonra bu şahıs bana şunu söyledi: 'Siz bir daha buralara gelip böyle saçma işlerde bulunmayın, ne işiniz var sizin buralarda?' Tehditvari, alttan alta tehdit ederek cümle kullandı."
“TÜRK DEVLETİ BİZİ YALNIZ BIRAKMADI”
Türkiye’ye dönüş sürecinde devlet yetkililerinin yanlarında olduğunu belirten Kara, Dışişleri Bakanlığı ve Türk Konsolosluğu’nun destek verdiğini ifade etti.
"Türkiye olarak, ben Türk vatandaşı olmaktan onur duydum. Türk vatandaşı olmaktan çok mutluyum. Şöyle ki; ilk başta işte Aşdot Limanı'nda Türk Konsolosluğu'nun biz oraya ilk varır varmaz oraya gelmiş olması ama içeriye alınmaması, sonrasında uçaktan inerken Dışişleri Bakan Yardımcımızın bize eşlik etmesi, adli tıpta ifade verirken tutanaklar tutulurken bile Dışişleri Bakanlığı'ndan yetkililerin orada bulunması, bize destek vermeleri bizim için apayrı bir gurur verici olaydı. Bizi hiçbir şekilde desteksiz bırakmadılar, sürekli yanımızda oldular devlet olarak."





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın