PROF. DR. ŞERİF BARIŞ'TAN DEPREM SAYILARI AÇIKLAMASI

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, Türkiye genelinde son dönemde art arda meydana gelen depremler ve deprem sayılarındaki artışa ilişkin bilgi verdi. Barış, Türkiye’de ve dünyada depremlerin bazı dönemlerde arttığını, bazı dönemlerde ise azaldığını belirtti.

Prof. Dr. Barış, bu dönemin de depremlerin sık görülebildiği dönemlerden biri olduğunu ifade etti. Geçmiş yıllardaki deprem istatistiklerine değinen Barış, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde zaman zaman benzer yoğunlukların kaydedildiğini söyledi.

2016 VE 2017 YILLARINDAKİ DEPREM SAYILARI

Prof. Dr. Şerif Barış, Türkiye’nin deprem kayıtlarına ilişkin sayısal veriler paylaştı. Barış, 2016 yılında Türkiye ve çevresinde 18 bin depremin kaydedildiğini, 2017 yılında ise bu sayının 34 bine çıktığını aktardı. Bu artışın, o dönem kamuoyunda geniş biçimde fark edilmediğini dile getirdi.

Barış, deprem sayılarındaki artışın önemli nedenlerinden birinin teknik gelişmeler olduğunu belirtti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün deprem istasyonu sayısını son yıllarda önemli ölçüde artırdığını kaydetti.

İstasyon sayısındaki bu artışla birlikte daha küçük büyüklükteki depremlerin de aletsel olarak kayda girdiğini söyleyen Barış, geçmişte listelerde 1,5–2 büyüklüğünün üzerindeki depremler görülürken, bugün 0,5 büyüklüğündeki depremlerin dahi kaydedildiğini ifade etti. Bu durumun, toplam deprem sayılarında artış görünmesine yol açtığını vurguladı.

TÜRKİYE'NİN TARİHSEL DEPREM VERİLERİ

Prof. Dr. Şerif Barış, Türkiye’nin tarihsel deprem istatistiklerine de değindi. Barış, 1840 ile 1970 yılları arasında Türkiye’de 32 yıkıcı depremin meydana geldiğini söyledi. 1970’ten günümüze kadar geçen yaklaşık 55 yıllık sürede ise büyüklüğü 7’nin üzerinde 10’dan az büyük depremin gerçekleştiğini aktardı.

Barış, istatistiklere göre Türkiye’de 6–6,5 büyüklüğündeki depremlerin ortalama 1,5 yılda bir, 7 ve üzeri büyüklükte depremlerin ise yaklaşık 4,5 yılda bir meydana geldiğinin bilindiğini ifade etti.

MARMARA BÖLGESİ VE SİSMİK BOŞLUK DEĞERLENDİRMESİ

Prof. Dr. Şerif Barış, Marmara Bölgesi ve İstanbul çevresindeki deprem riskiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Barış, sismik boşluk kavramını, geçmişte büyük depremlerin meydana geldiği ancak uzun süre büyük bir depremin yaşanmadığı ve gelecekte deprem olma olasılığı bulunan bölgeler olarak tanımladı.

Barış, 2004 yılında yapılan bir çalışmada, İstanbul merkezli 50 kilometrelik yarıçapa sahip bir bölgede 7’den büyük bir depremin olma olasılığının yüzde 52 olarak hesaplandığını aktardı. 2016 yılında yapılan ortak bir çalışmada ise bu oranın yüzde 47 olarak açıklandığını belirtti. Bu verilerin, Marmara Bölgesi için deprem olasılıklarına ilişkin bilimsel çalışmaların sonuçlarını yansıttığını ifade etti.

BİNALAR, YAPI DAYANIMI VE 1999 DEPREMİ ÖRNEĞİ

Prof. Dr. Şerif Barış, depremler sırasında binaların verdiği tepkiler ve hasar durumları hakkında da bilgi paylaştı. Barış, her sarsıntıda bazı vatandaşların küçük depremlerde dahi panikle balkona veya pencerelere yöneldiğini, binalardan hızla çıkmaya çalıştığını gözlemlediklerini söyledi.

Barış, büyük depremlerde tüm binaların sallanabileceğini, ancak tamamen çöken yapıların genellikle dayanımı zayıf, kolon ve kirişlerinde müdahale yapılmış veya uygun mühendislik hizmeti almamış yapılar olduğunu belirtti.

17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli depremi hatırlatan Barış, Kocaeli’nin Yahya Kaptan bölgesinin zemin özelliklerine rağmen, zemin iyileştirmesi ve zemine uygun yapılaşma sayesinde bölgede hasarın sınırlı kaldığını ifade etti. 2000 yılından sonra yapılan binalarda, 1999 öncesine kıyasla depreme dayanıklılık açısından daha dikkatli uygulamaların görüldüğünü söyledi.

DEPREME HAZIRLIK, PLANLAMA VE TEKNOLOJİK ÇÖZÜMLER

Prof. Dr. Şerif Barış, depreme hazırlık, zarar azaltma çalışmaları ve teknolojik çözümlerin önemine değindi. Barış, vatandaşların ve ailelerin evlerinde, işletmelerin ve sanayi kuruluşlarının ise iş yerlerinde afet planlaması yapması gerektiğini belirtti.

Zarar azaltma çalışmalarının planlama, eğitim ve tatbikat adımlarını içerdiğini ifade eden Barış, herhangi bir afet karşısında hazırlık planı bulunmayan kişi ve kurumların savunmasız kalabildiğini söyledi.

Teknolojinin afet zararlarını azaltmadaki rolüne ilişkin bilgi veren Barış, erken uyarı sistemlerinin depremi önceden tahmin eden sistemler olmadığını, depremin meydana gelmesiyle birlikte ilk P dalgasını algılayarak yıkıcı S dalgaları ulaşmadan önce uyarı üreten sistemler olduğunu aktardı.

Barış, akıllı teknolojiler, yapay zeka uygulamaları ve erken uyarı sistemlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. Bu tür teknolojilerin, deprem anında ve sonrasında yürütülen afet yönetimi süreçlerinde kullanılabildiğini belirtti.

 

 

Kaynaklar:
IHA