Enflasyon karşısında alım gücü giderek düşen milyonlarca çalışan için yeni bir kesinti daha gündemde. Orta Vadeli Program’da yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), 2026 yılı itibarıyla hayata geçirilmesi planlanan en tartışmalı düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor. Sisteme göre; çalışanın maaşından yüzde 3, işverenden ise yüzde 3 oranında kesinti yapılarak yeni bir emeklilik havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu düzenleme, çalışanların bordrosuna doğrudan yansıyacak olması nedeniyle ciddi endişelere yol açıyor.

MAAŞ BORDROSU DOĞRUDAN ETKİLENECEK

TES’in temel gerekçesi, mevcut emekli maaşlarının yetersiz kalması ve çalışanlara emeklilik döneminde ek gelir sağlanması olarak açıklanıyor. Ancak bugün geçim sıkıntısı yaşayan milyonlar açısından tablo pek iç açıcı değil. Özellikle asgari ücretle çalışanlar için her yeni kesinti, maaşın daha da erimesi anlamına geliyor.

SGK Uzmanı İsa Karakaş, TES’in etkilerini değerlendirirken dikkat çeken ifadeler kullandı. Karakaş’a göre, asgari ücretli çalışanlar hâlihazırda açlık sınırının yaklaşık 3 bin lira altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Bu koşullarda yapılacak yeni bir zorunlu kesinti, çalışanların günlük yaşamını daha da zorlaştıracak.

İŞVEREN MALİYETİ REKOR SEVİYEYE ÇIKABİLİR

TES yalnızca çalışanları değil, işverenleri de yakından ilgilendiriyor. Mevcut durumda işverenlerin sigorta ve prim yükü, Ocak 2026 itibarıyla yüzde 38,75 seviyesine yükselmiş durumda. İsa Karakaş’ın analizine göre, TES kapsamında işverene yüklenecek ek yüzde 3 pay ile birlikte toplam prim maliyeti yüzde 44,75 gibi tarihi bir seviyeye ulaşacak.

Uzmanlara göre bu oran, dünya ortalamalarının oldukça üzerinde. Artan maliyetin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı, işverenlerin bu yükü ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtmasının ise enflasyonu yeniden tetikleyebileceği ifade ediliyor.

BES’TEN FARKI NE OLACAK? EN KRİTİK SORU: ZORUNLU MU?

TES ile birlikte mevcut Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yapısında da önemli değişiklikler gündeme gelecek. Yeni sistemde çalışanların fon seçimi, getiri oranları ve yönetim biçimleri yeniden düzenlenecek. Katılımcılara farklı fon alternatifleri sunulacağı belirtilse de, asıl tartışma katılımın zorunlu olup olmayacağı noktasında yoğunlaşıyor.

Uzmanlar, TES’in zorunlu hale getirilmesi durumunda çalışanların maaşlarında net bir düşüş yaşanacağını, gönüllülük esasına dayalı bir modelde ise katılımın sınırlı kalabileceğini dile getiriyor.

“BUGÜNÜ KURTARAMAYAN, YARINI NASIL DÜŞÜNSÜN?”

Ekonomistler ve sosyal güvenlik uzmanları, sistemin teoride emeklilik dönemini rahatlatmayı hedeflediğini kabul ediyor. Ancak mevcut ekonomik koşullarda, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çalışanlar için TES’in bir “gelecek güvencesi” değil, bugünkü geçim derdini büyüten bir yük olabileceği görüşü öne çıkıyor.

2026’ya yaklaşılırken TES’e ilişkin detayların netleşmesi beklenirken, çalışanlar ve işverenler gözlerini hükümetten gelecek resmi açıklamalara çevirmiş durumda.