Meyve ve sebze piyasasını yakından ilgilendiren yeniHal Yasasıtaslağı, üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinde önemli değişiklikler getirebilir. Dört bakanlığın ortak çalışmasıyla hazırlanan düzenlemede, aracı sayısının azaltılması, tarımsal kooperatiflerin yaygınlaştırılması ve market raflarında yerli ürünlerin payının artırılması planlanıyor. Taslakta ayrıca dijital takip sistemleriyle fiyat hareketlerinin daha sıkı denetlenmesi de yer alıyor.

25 Ekim 2026 tarihli taslakta öne çıkan başlıklar, meyve ve sebze fiyatlarının oluşumuna etki eden yapının yeniden düzenlenmesine odaklanıyor. Düzenlemenin hayata geçmesi halinde, tarladan markete kadar uzanan süreçte ürünlerin daha az el değiştirmesi amaçlanacak. Ancak etiket fiyatlarına yansımanın boyutu, uygulama detayları ve denetimlerin kapsamına göre şekillenecek.

ARACI ZİNCİRİNE YENİ DÜZENLEME

Taslağa göre, üreticinin ürününü pazara daha kısa yoldan ulaştırması için yeni mekanizmalar üzerinde çalışılıyor. Meyve ve sebzelerin üreticiden çıkıp market rafına veya pazara ulaşana kadar birkaç kez el değiştirmesi, fiyat artışında etkili unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor. Nakliye, depolama, işçilik giderleri ve her aşamadaki ticari paylar, son fiyatı doğrudan etkileyebiliyor.

Pazarda alışveriş yapan tüketiciler ve esnaf da üreticinin satış fiyatı ile raf fiyatı arasındaki farkın büyüklüğüne dikkat çekiyor. Taslakta bu farkın azaltılmasına yönelik adımların yer alması, daha doğrudan bir satış modeli oluşturulması hedefiyle ilişkilendiriliyor.

Öte yandan, fiyatların yalnızca aracı sayısına bağlı olmadığı da vurgulanıyor. Üretim maliyetleri, mazot ve gübre fiyatları, mevsimsel koşullar, nakliye giderleri, ürün kayıpları ve arz miktarı da meyve-sebze fiyatlarında belirleyici oluyor. Bu nedenle taslağın etkisinin, zincirin diğer aşamalarındaki gelişmelerle birlikte ölçülmesi gerekecek.

KOOPERATİF SAYISININ ARTIRILMASI HEDEFLENİYOR

Taslakta dikkat çeken başlıklardan biri de tarımsal amaçlı kooperatiflerin güçlendirilmesi. Türkiye genelinde 8 bin 933 tarımsal amaçlı kooperatif bulunduğu belirtilirken, bu sayının kısa vadede iki katına çıkarılmasının hedeflendiği aktarılıyor.

Kooperatifler, üreticilerin ürünlerini tek başına değil ortak bir yapı üzerinden pazarlamasına imkân sağlıyor. Bu modelde toplu satış, nakliye ve depolama süreçlerinin daha verimli yürütülmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca üreticilerin büyük alıcılarla doğrudan temas kurması da kolaylaşabiliyor.

Yeni düzenleme kapsamında kooperatiflerin üretim ve satış zincirindeki etkisinin artırılması planlanıyor. Böylece küçük üreticilerin pazarlık gücünün yükselmesi ve ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırabilmesi hedefleniyor. Ancak bu yapının sürdürülebilir olması için profesyonel yönetim, soğuk hava deposu, lojistik imkânları ve düzenli alım anlaşmaları gibi unsurların da önemli olduğu belirtiliyor.

MARKET RAFINDA YERLİ ÜRÜN PAYI GÜNDEMDE

Taslakta yer alan bir diğer başlık ise zincir marketlerde yerli ürünlerin daha geniş yer bulması. Marketlere yönelik teşvik mekanizmalarıyla yerli üreticiden alımın artırılması amaçlanıyor. Bu yaklaşımın, üreticilerin ürünlerini daha düzenli şekilde satabilmesine katkı sunması bekleniyor.

Büyük market zincirlerinin yerli üreticilerle doğrudan alım anlaşmaları yapması halinde, tarladan satış noktasına uzanan süreçte bazı aşamalar azalabilir. Taslakta,yerli ürünsatışını desteklemek için vergisel teşviklerin de gündeme geldiği belirtiliyor. Ancak raflarda yerli ürünlere ne kadar alan ayrılacağı, hangi ürünlerin kapsama gireceği ve teşviklerin nasıl uygulanacağı henüz netleşmiş değil.

Yerli ürünlerin payının artması, fiyatların kendiliğinden düşeceği anlamına gelmiyor. Hasat dönemi, bölgesel üretim miktarı, nakliye koşulları ve marketlerin satın alma politikaları da satış fiyatlarını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Muz, Sarımsak ve Limon İçin Kota Seçeneği

Düzenleme kapsamında muz, sarımsak ve limon gibi ürünlerde ithalatı sınırlamaya dönük kota uygulamaları da gündeme geldi. Bu adımın yerli üretimi desteklemesi ve ithal ürünlerin piyasadaki etkisini sınırlaması hedefleniyor.

İthalat politikalarının iç piyasadaki arzı ve fiyat oluşumunu etkileyebildiği biliniyor. Ancak olası kota uygulamalarının tüketici fiyatlarına nasıl yansıyacağı, yerli üretimin talebi ne ölçüde karşılayabileceğine ve uygulamanın kapsamına bağlı olacak. Yerli üretimin yetersiz kaldığı dönemlerde arz daralması fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor.

DİJİTAL TAKİP SİSTEMİYLE DENETİM ARTACAK

Taslakta kayıt dışılığın azaltılması için dijital denetimlerin güçlendirilmesi de yer alıyor. Toptancı hallerinde ürün giriş-çıkışlarının, stok bilgilerinin ve ticari işlemlerin daha etkin biçimde izlenmesi planlanıyor. Böylece bir ürünün hangi aşamalardan geçtiğinin ve hangi işletmeler üzerinden satışa sunulduğunun daha net belirlenmesi amaçlanıyor.

Bu sistemle kayıt dışı işlemlerin tespiti ve denetimlerin hızlandırılması hedefleniyor. Ayrıca hallerde görev yapan idari personelin veri aktarımı, stok takibi ve gıda güvenliği denetimlerine ilişkin sorumluluklarının artırılması da taslakta yer alıyor. Kayıtların düzenli tutulması ve sistemin doğru işlemesi, düzenlemenin sahadaki etkisini belirleyecek temel unsurlar arasında bulunuyor.

MECLİS SÜRECİ BEKLENİYOR

Dört bakanlığın ortak çalışmasıyla hazırlanan taslağın Meclis'e sunulması bekleniyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için yasama sürecinin tamamlanması ve uygulama esaslarının netleşmesi gerekiyor. Üreticiden tüketiciye uzanan zincirde aracı sayısının azaltılması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, yerli ürünlerin desteklenmesi ve dijital denetimlerin artırılması, taslağın öne çıkan unsurlarını oluşturuyor.

Vatandaşların merak ettiği temel konu ise bu değişikliklerin pazardaki ve marketteki fiyatlara nasıl yansıyacağı. Etiketlerde kalıcı bir düşüş için yalnızca aracılık yapısının değil, üretimden lojistiğe kadar uzanan maliyet zincirinin de dikkate alınması gerekiyor.