Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Haziran 2026 Cuma günü Türkiye genelindeki camilerde okunacak hutbenin konusunu "Duyarlılık" olarak belirledi. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbede, hem bireysel hem toplumsal hayatın huzuru için duyarlılık bilincinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Metinde, Müslümanların ailelerine, topluma, çevreye ve zamana karşı sorumluluklarını hatırlaması gerektiği ifade edildi.

HUTBENİN ODAĞINDA ‘SORUMLULUK BİLİNCİ’ VAR

Hutbenin giriş bölümünde duyarlılık; kişinin kendi için dilediği iyiliği başkaları için de istemesi, sahip olduğu imkan ve emanetlere karşı sorumluluk üstlenmesi olarak tanımlanıyor. İnsanların canı, malı, onuru ve haysiyetinin, kişinin kendi değeri kadar kıymetli görülmesi gerektiği dile getiriliyor. Bu yaklaşımın, hem birey hem de toplum düzeyinde huzurlu bir hayatın temel şartlarından biri olduğu belirtiliyor.

Metinde, duyarlılığın Müslüman kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altı çiziliyor. Kur’an-ı Kerim’den, “Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez”[1] ayeti hatırlatılarak, nemelazımcı ve umursamaz bir tutumun İslam ahlakıyla bağdaşmadığı ifade ediliyor. Hutbe, Müslümanın kendisine verilen görevleri hakkıyla yerine getirmeye çalışan, başkalarına karşı duyarlı davranan kişi olması gerektiğini vurguluyor.

AİLE, TOPLUM VE MAZLUMLAR KARŞISINDA DUYARLILIK

Hutbenin devamında duyarlılığın en somut yansımalarından birinin aile hayatında görüldüğü belirtiliyor. Bir Müslümandan, anne ve babasına, eşine ve çocuklarına saygı ve merhametle yaklaşması; aile içinde hoşgörülü, adil ve yapıcı bir tavır sergilemesi bekleniyor. Diyanet, aile içi ilişkilerde gösterilecek hassasiyetin, toplumsal barışın da temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekiyor.

Toplumsal düzeyde ise hutbe, “kardeşlik ahlakı”na vurgu yapıyor. Müslümanın, günlük hayatının her alanında birlik, dayanışma ve adalet ilkelerini gözetmesi gerektiği aktarılıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, baskı gören, haksızlığa uğrayan veya mağdur durumda bulunan her insanın acısına kayıtsız kalınmaması, duyarlı bir müminin sorumluluğu olarak tanımlanıyor. Metinde, mazlumların ve mağdurların derdini yüreğinde hissetmenin, onların hakkı ve onuru için imkânlar ölçüsünde çaba göstermenin önemine işaret ediliyor.

ÇEVREYE KARŞI SORUMLULUK: ORMAN, SU VE TEMİZLİK VURGUSU

Hutbenin önemli başlıklarından biri de çevre duyarlılığı. Diyanet, Müslümandan beklenenin sadece evini, iş yerini veya ibadethanesini temiz tutmakla sınırlı olmadığını; yaşadığı tüm çevreye aynı özenin gösterilmesi gerektiğini dile getiriyor. Ormanların, toprağın ve su kaynaklarının korunmasının bir emanet bilinciyle ele alınması gerektiği hatırlatılıyor.

Metinde, son yıllarda sıkça gündeme gelen orman yangınları ve su kıtlığına atıf yapan ifadeler dikkat çekiyor. “Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri almasıdır” cümlesiyle, bireysel ve toplumsal düzeyde önleyici adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor. Böylece çevre bilinci, ibadet ve sorumluluk anlayışının bir parçası olarak sunuluyor.

ZAMAN YÖNETİMİ VE ÇALIŞMA AHLAKI ÖNE ÇIKIYOR

Hutbede ele alınan bir diğer başlık isezamana karşı duyarlılık. Müslümanın hayatı ve ibadetlerinin vakitle düzenlendiği hatırlatılarak, zamanı boşa harcamamanın dinî bir sorumluluk olduğu belirtiliyor. Çalışmanın müminin ayırt edici vasıflarından biri olduğu, dinlenmenin dahi bir işten diğerine geçerken gerçekleştiği şeklinde bir anlayışın yerleşmesi gerektiği ifade ediliyor.

Diyanet, bu çerçevede bir hadis-i şerife atıf yaparak mümini “bal arısına” benzetiyor: “Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”[2]. Bu benzetme ile, hem üretkenlik hem de çevre ve insana zarar vermeme ilkeleri birlikte öne çıkarılıyor.

HUTBE, İYİ AHLAK VURGUSUYLA SONLANDIRILIYOR

Hutbenin son bölümünde, yaşanabilir bir dünya kurmanın ancak çevreye, zamana ve insanlara karşı duyarlı bir hayat anlayışıyla mümkün olacağı hatırlatılıyor. Bu çerçevede, bireylerin hem kendi gelecekleri hem de çocuklarının yarınları için sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği ifade ediliyor.

Metin, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) duyarlılık ve ahlak konusunu özetleyen bir hadis-i şerifiyle tamamlanıyor: “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla davran!”[3]. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Haziran 2026 tarihli Cuma hutbesinde, iman, sorumluluk, çevre bilinci ve güzel ahlakı aynı çatı altında buluşturan bir “duyarlılık” çağrısında bulunuyor.

[1]Mâide, 5/105.[2]İbn Hanbel, II, 199.[3]Tirmizî, Birr, 55. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır.